ROMALILAR 9:1-18 - Compare All Versions

ROMALILAR 9:1-18 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)

Mesih'e ait biri olarak gerçeği söylüyorum, yalan söylemiyorum. Vicdanım da söylediklerimi Kutsal Ruh aracılığıyla doğruluyor. Yüreğimde büyük bir keder, dinmeyen bir acı var. Kardeşlerimin, soydaşlarım olan İsrailliler'in yerine ben kendim lanetlenip Mesih'ten uzaklaştırılmayı dilerdim. Evlatlığa kabul edilenler, Tanrı'nın yüceliğini görenler onlardır. Antlaşmalar, buyrulan Kutsal Yasa, tapınma düzeni, vaatler onlarındır. Büyük atalar onların atalarıdır. Mesih de bedence onlardandır. O her şeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Tanrı'dır! Amin. Tanrı'nın sözü boşa çıktı demek istemiyorum. Çünkü İsrail soyundan gelenlerin hepsi İsrailli sayılmaz. İbrahim'in soyundan olsalar bile, hepsi onun çocukları değildir. Ama, “Senin soyun İshak'la sürecek” diye yazılmıştır. Demek ki Tanrı'nın çocukları olağan yoldan doğan çocuklar değildir; İbrahim'in soyu sayılanlar Tanrı'nın vaadi uyarınca doğan çocuklardır. Çünkü vaat şöyleydi: “Gelecek yıl bu zamanda geleceğim ve Sara'nın bir oğlu olacak.” Ayrıca Rebeka bir erkekten, atamız İshak'tan ikizlere gebe kalmıştı. Çocuklar henüz doğmamış, iyi ya da kötü bir şey yapmamışken, Tanrı Rebeka'ya, “Büyüğü küçüğüne kulluk edecek” dedi. Öyle ki, Tanrı'nın seçim yapmaktaki amacı yapılan işlere değil, kendi çağrısına dayanarak sürsün. Yazılmış olduğu gibi, “Yakup'u sevdim, Esav'dan ise nefret ettim.” Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Kesinlikle hayır! Çünkü Musa'ya şöyle diyor: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, Acıdığıma acıyacağım.” Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın merhametine bağlıdır. Tanrı Kutsal Yazı'da firavuna şöyle diyor: “Gücümü senin aracılığınla göstermek Ve adımı bütün dünyada duyurmak için Seni yükselttim.” Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.

ROMALILAR 9:1-18 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)

V İCDANIM Ruhülkudüste benimle beraber şehadet ederek Mesihte hakikat söyliyorum, yalan söylemiyorum ki, büyük kederim ve yüreğimde devamlı derdim var. Çünkü kardeşlerim, bedene göre akrabam uğruna ben kendim Mesihten merdut olmağı dilerdim; onlar İsrailîlerdir; oğulluk ve izzet ve ahitler ve şeriatin verilmesi ve ibadet ve vaitler onlarındır; atalar onlarındır, ve bedene göre Mesih onlardandır; o cümle üzerinde ebediyen mubarek Allahtır. Amin. Fakat Allahın kelâmı sâkıt olmuş demek değildir. Çünkü hep İsrailden olanlar İsrail değildir; çünkü İbrahimin zürriyeti oldukları için hepsi evlât değildirler; fakat: “Senin zürriyetin İshakta çağırılacaktır,” denilmiştir. Yani, beden evlâdı Allahın evlâdı değil; fakat vadin evlâdı zürriyet olarak sayılır. Çünkü vadin kelâmı şudur: “Bu vakte göre geleceğim, ve Saraya bir oğul olacaktır.” Ve yalnız bu değil, fakat Rebeka da birinden, atamız İshaktan, gebe kaldığı zaman, — çünkü çocuklar henüz doğmamış, ve iyi yahut kötü bir şey yapmamış iken, Allahın muradı işlerden değil, fakat çağırandan olduğu intihaba göre sabit kalsın diye, Rebekaya: “Büyüğü küçüğüne kulluk edecek,” denildi; nitekim: “Yakubu sevdim, fakat Esavdan nefret ettim,” diye yazılmıştır. İmdi ne diyelim? Acaba Allahta haksızlık var mıdır? Hâşâ. Çünkü Musaya diyor: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, ve acıdığıma acıyacağım.” İmdi öyle ise, ne istiyenden, ne de koşandan, fakat merhamet eden Allahtandır. Çünkü kitap Firavuna diyor: “Kudretimi sende göstermek, ve ismim bütün yeryüzünde ilân olunmak için, işte, seni bunun için ikame ettim.” İmdi öyle ise, istediğine merhamet eder, ve istediğini sertleştirir.

ROMALILAR 9:1-18 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)

Mesih bağlılığında gerçeği söylüyorum, yalan konuşmuyorum. Kutsal Ruh'un aydınlattığı vicdanım bana tanıklık ediyor: Derin üzüntü içindeyim, yüreğimdeki acı dinmek bilmiyor. Kardeşlerim ve soydaşlarım için ben kendim lanetle Mesih'ten koparılıp atılmayı dilerdim. Onlar İsrailliler'dir. Onlara her şey verilmiştir: Tanrı çocukları olma yetkisi, yücelik, antlaşmalar, Kutsal Yasa, ruhsal hizmet, vaatler. Üstelik onlar ataların soyundandır. Beden açısından Mesih de onlardan geldi. O her şeyin üzerinde olan, sonsuz çağlar boyunca yüce olan Tanrı'dır. Amin. Tanrı'nın sözü boşa çıktı demek değildir bu. Çünkü İsrail soyundan gelenlerin tümü İsrailli sayılmaz. Ne de İbrahim soyundan olanların tümü İbrahim'in çocuklarıdır. Tanrı ona, “İshak'ın soyundan gelenler senin soyun sayılacak” demişti. Diyecek odur ki, Tanrı çocukları sayılanlar insansal bağdan doğmuş olanlar değildir. Tam tersine, tanrısal vaatten doğanlar soydan sayılırlar. Çünkü tanrısal vaat bildirisi şöyledir: “Belirlenen zamanda geleceğim ve Sara'nın bir oğlu olacak.” Hepsi bu kadar değil! Rebeka'nın iki oğlu da aynı babadan, atamız İshak'tandı. Çocuklar daha doğmamış, iyi-kötü bir iş yapmamışlardı. Öyle ki, seçimde Tanrı amacının kalıcı olduğu kanıtlanacaktı. Bunun başarılan işler uyarınca değil, tanrısal çağrı uyarınca saptandığı görülsün diye, Tanrı Rebeka'ya, “Büyüğü küçüğüne kulluk edecek” dedi. Kitapta yazılmış olduğu gibi: “Ben Yakup'u sevdim, Esav'dan ise nefret ettim.” Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Kesinlikle hayır! Çünkü Musa'ya şöyle demişti: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, Acıdığıma acıyacağım.” Demek oluyor ki, bu insanın kendi isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın merhametine bağlıdır. Kutsal Yazı'da firavuna şöyle deniyor: “Gücümü senin aracılığınla göstermek Ve adımı bütün dünyada duyurmak için Seni yükselttim.” Demek oluyor ki, O dilediğine merhamet eder, dilediğinin de yüreğini katılaştırır.