MARKOS 2:1-28 - Compare All Versions
MARKOS 2:1-28 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
Birkaç gün sonra İsa tekrar Kefarnahum'a geldiğinde, evde olduğu duyuldu. O kadar çok insan toplandı ki, artık kapının önünde bile duracak yer kalmamıştı. İsa onlara Tanrı sözünü anlatıyordu. Bu arada O'na dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler. Kalabalıktan O'na yaklaşamadıkları için, bulunduğu yerin üzerindeki damı delip açarak felçliyi üstünde yattığı şilteyle birlikte aşağı indirdiler. İsa onların imanını görünce felçliye, “Oğlum, günahların bağışlandı” dedi. Orada oturan bazı din bilginleri ise içlerinden şöyle düşündüler: “Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı'ya küfrediyor! Tanrı'dan başka kim günahları bağışlayabilir?” Akıllarından geçeni hemen ruhunda sezen İsa onlara, “Aklınızdan neden böyle şeyler geçiriyorsunuz?” dedi. “Hangisi daha kolay, felçliye, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa, ‘Kalk, şilteni topla, yürü’ demek mi? Ne var ki, İnsanoğlu'nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…” Sonra felçliye, “Sana söylüyorum, kalk, şilteni topla, evine git!” dedi. Adam kalktı, hemen şiltesini topladı, hepsinin gözü önünde çıkıp gitti. Herkes şaşakalmıştı. Tanrı'yı övüyorlar, “Böylesini hiç görmemiştik” diyorlardı. İsa yine çıkıp göl kıyısına gitti. Bütün halk yanına geldi, O da onlara öğretmeye başladı. Yoldan geçerken, vergi toplama yerinde oturan Alfay oğlu Levi'yi gördü. Ona, “Ardımdan gel” dedi. Levi de kalkıp İsa'nın ardından gitti. Sonra İsa, Levi'nin evinde yemek yerken, birçok vergi görevlisiyle günahkâr O'nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturmuştu. O'nu izleyen böyle birçok kişi vardı. Ferisiler'den bazı din bilginleri, O'nu günahkârlar ve vergi görevlileriyle birlikte yemekte görünce öğrencilerine, “Niçin vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?” diye sordular. Bunu duyan İsa onlara, “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var” dedi. “Ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.” Yahya'nın öğrencileriyle Ferisiler oruç tutarken, bazı kişiler İsa'ya gelip, “Yahya'nın ve Ferisiler'in öğrencileri oruç tutuyor da senin öğrencilerin neden tutmuyor?” diye sordular. İsa şöyle karşılık verdi: “Güvey aralarında olduğu sürece davetliler oruç tutar mı? Güvey aralarında oldukça oruç tutmazlar! Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o gün oruç tutacaklar. Hiç kimse eski giysiyi yeni kumaş parçasıyla yamamaz. Yoksa yeni yama çeker, eski giysiden kopar, yırtık daha beter olur. Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz. Yoksa şarap tulumları patlatır, şarap da tulumlar da mahvolur. Yeni şarap yeni tulumlara doldurulur.” Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar. Ferisiler İsa'ya, “Bak, Şabat Günü yasak olanı neden yapıyorlar?” dediler. İsa onlara, “Davut'la yanındakiler aç ve muhtaç kalınca Davut'un ne yaptığını hiç okumadınız mı?” diye sordu. “Başkâhin Aviyatar'ın zamanında Davut, Tanrı'nın evine girdi, kâhinlerden başkasının yemesi yasak olan adak ekmeklerini yedi ve yanındakilere de verdi.” Sonra onlara, “İnsan Şabat Günü için değil, Şabat Günü insan için yaratıldı” dedi. “Bu nedenle İnsanoğlu Şabat Günü'nün de Rabbi'dir.”
MARKOS 2:1-28 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
B İR kaç gün sonra, tekrar Kefernahuma girince, evde olduğu işitildi. Ve çok adam toplandı; şöyle ki, artık kapı yanında bile yer kalmamıştı; ve İsa onlara kelâmı söyliyordu. Dört kişi tarafından taşınmakta olan inmeli bir hastayı getirip kendisine geldiler. Kalabalıktan ona yaklaşamadıkları için, olduğu yerin damını açıp söktükten sonra, içinde inmelinin yatmakta olduğu yatağı indirdiler. İsa da onların imanını görerek, inmeliye dedi: Oğul, günahların bağışlandı. Fakat orada yazıcılardan bazısı oturup yüreklerinden düşünüyorlardı: Bu adam neden böyle söyliyor? küfrediyor; yalnız Allahtan başka günahları kim bağışlıyabilir? İsa da, içlerinden böyle düşündüklerini hemen kendi ruhunda bilerek, onlara dedi: Niçin yüreklerinizden bu şeyleri düşünüyorsunuz? Hangisi daha kolaydır? inmeliye: Günahların bağışlandı, demek mi? yoksa: Kalk, yatağını kaldır, ve yürü, demek mi? Fakat İnsanoğlunun yeryüzünde günahları bağışlamak kudreti olduğunu bilesiniz diye (inmeliye dedi): Sana söyliyorum: Kalk, yatağını kaldır da evine git. O da kalkıp hemen yatağını kaldırdı, ve hepsinin önünde çıktı; şöyle ki, hepsi şaşakaldılar ve Allaha hamdedip: Hiç bir zaman böylesini görmedik, dediler. O tekrar deniz kıyısına çıktı, bütün halk yanına geliyordu, o da onlara öğretiyordu. Geçerken gümrük yerinde oturan Alfeusun oğlu Leviyi gördü, ve ona: Ardımca gel, dedi. O da kalkıp ardınca gitti. Ve vaki oldu ki, onun evinde sofrada oturuyordu. Bir çok vergi mültezimleri ve günahkârlar İsa ve onun şakirtleri ile sofraya oturdular; zira çokluk idiler, ve onun ardınca gidiyorlardı. Ferisilerin yazıcıları, onu günahkârlar ve vergi mültezimleri ile beraber yemekte gördükleri zaman, onun şakirtlerine dediler: Niçin vergi mültezimleri ve günahkârlarla yiyip içiyor? İsa da bunu işitince, onlara dedi: Sağlam olanlar değil, ancak hasta olanlar hekime muhtaçtırlar. Ben salihleri değil, fakat günahkârları çağırmağa geldim. Yahyanın şakirtleri ve Ferisiler oruçlu idiler; gelip ona dediler: Yahyanın ve Ferisilerin şakirtleri niçin oruç tutuyorlar da senin şakirtlerin oruç tutmuyorlar? İsa da onlara dedi: Güvey kendilerile beraber oldukça, düğündekiler oruç tutabilirler mi? Güvey onlarla beraber oldukça, oruç tutamazlar. Fakat güveyin onlardan alınacağı günler gelecektir, o zaman, o günde oruç tutacaklardır. Hiç kimse eski esvaba yeni kumaş parçası dikmez; yoksa yeni yama eski kumaştan koparır, ve yırtık daha kötü olur. Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara koymaz; yoksa şarap tulumları patlatır, şarap da, tulumlar da telef olur; yeni şarabı ancak yeni tulumlara korlar. Ve vaki oldu ki, Sebt günü İsa ekinlerden geçiyordu; şakirtleri yürürken başakları koparmağa başladılar. Ferisiler ona dediler: Bak, Sebt gününde caiz olmıyanı niçin yapıyorlar? İsa da kendilerine dedi: Davudun, kendisi ve kendisile beraber olanlar, aç ve muhtaç kaldıkları vakit, ne yaptığını, başkâhin Abiatarın zamanında Allahın evine nasıl girdiğini, ve kâhinlerden başkasının yemesi caiz olmıyan huzur ekmeklerini yediğini, ve kendisile beraber olanlara da verdiğini hiç okumadınız mı? Ve onlara dedi: İnsan Sebt günü için değil, Sebt günü insan için oldu. Böylece İnsanoğlu Sebt gününün de Rabbidir.
MARKOS 2:1-28 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
Aradan birkaç gün geçip de İsa Kafernahum'a dönünce evde olduğu duyuldu. Öyle çok insan toplandı ki, eve sığmaz oldular. Kapının önünde bile durulacak yer kalmamıştı. İsa onlara sözü bildiriyordu. Dört kişi geldi; bir inmeliyi İsa'ya getirmişlerdi. Kalabalık yüzünden O'na yaklaşamadılar. Bunun üzerine İsa'nın bulunduğu yerin damını deldiler. Deliği açıp inmeliyi yattığı döşekle birlikte aşağı indirdiler. İsa onların imanını görünce inmeliye, “Oğul, günahların bağışlandı” dedi. Dinsel yorumculardan bazıları orada oturuyor, içlerinden düşünüyorlardı: “Bu adam neden böyle konuşuyor? Sövüyor! Tanrı'dan başka kim günahları bağışlayabilir?” İsa hemen adamların ne düşündüklerini ruhunda bilerek, “Neden böyle şeyler düşünüyorsunuz?” dedi, “Hangisi daha kolaydır? İnmeliye, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa, ‘Kalk, döşeğini kaldır ve yürü’ demek mi? Öyleyse, İnsanoğlu'nun yeryüzünde günahları bağışlamaya yetkili olduğunu bilesiniz diye…” Sonra inmeliye döndü: “Sana diyorum, kalk, döşeğini kaldır ve evine git!” Adam kalktı, hemen döşeğini kaldırıp herkesin gözü önünde çıkıp gitti. Hepsi de şaşırıp kaldı. Tanrı'yı yücelterek, “Böylesini hiç görmedik” dediler. İsa yine deniz kıyısına gitti. Bütün halk O'na geliyor, O da onlara öğretiyordu. İsa yoldan geçerken, Alfeos oğlu Levi'nin vergi toplama yerinde oturduğunu gördü. O'na, “Ardımdan gel” dedi. O da kalkıp İsa'nın ardından gitti. İsa Levi'nin evinde sofraya oturdu. Gümrük vergisi toplayanlarla günahlılardan oluşan büyük bir kalabalık İsa ve öğrencileriyle birlikte sofrada oturuyordu. Çünkü O'nu izleyenlerin sayısı çoktu. Ferisiler'in dinsel yorumcuları, O'nun günahlılar ve vergi toplayanlarla birlikte yemek yediğini görünce, öğrencilerine sordular: “Neden vergi toplayanlarla ve günahlılarla birlikte yemek yiyor?” İsa bunu duyunca onlara şöyle dedi: “Sağlamlara değil, hastalara doktor gerekir. Ben doğru kişileri değil, günahlıları çağırmaya geldim.” Yahya'nın öğrencileriyle Ferisiler oruç tutuyorlardı. Bazı kişiler İsa'ya yaklaşıp, “Neden Yahya'nın öğrencileriyle Ferisiler'in öğrencileri oruç tutuyor da, senin öğrencilerin oruç tutmuyor?” diye sordular. İsa onları şöyle yanıtladı: “Güvey kendileriyle birlikteyken, yakınlarının oruç tutması beklenir mi? Güvey onlarla birlikte oldukça oruç tutamazlar. Ama güveyin onlardan alınacağı günler gelecek, işte o zaman, o gün oruç tutacaklar. “Hiç kimse eski bir giysiye yeni bir kumaş parçası yamamaz. Çünkü yamarsa, yeni parça eski kumaşı yırtar, yama tüm giysiyi parçalar ve daha beter bir yırtık oluşur. Yine hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara koymaz. Çünkü koyarsa, şarap tulumları patlatır. Hem şarap harcanır gider, hem de tulumlar paramparça olur. Hayır, yeni şarabı yeni tulumlara koyarlar.” İsa bir Şabat Günü buğday tarlaları arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda yürürken başakları koparıyorlardı. Ferisiler İsa'ya, “Bak” dediler, “Neden Şabat Günü yasal olmayanı yapıyorlar?” İsa şöyle yanıtladı: “Davut'la yanındakilerin karınları acıkıp yemeğe gereksinme duyduklarında ne yaptıklarını hiç okumadınız mı? Aviyatar'ın kâhinliği döneminde nasıl Tanrı evine girip ‘adak ekmeklerini’ yediğini! Oysa o ekmeği yemeye yalnız kâhinler yetkili değil miydi? Üstelik Davut ekmeği yanındakilere de verdi.” İsa sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsan Şabat Günü için değil, Şabat Günü insan için yaratıldı! Bu durumda İnsanoğlu Şabat Günü'nün de Rabbi'dir.”