MARKOS 10:17-45 - Compare All Versions
MARKOS 10:17-45 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O'na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı'dır. O'nun buyruklarını biliyorsun: ‘Adam öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan yere tanıklık etmeyeceksin, kimsenin hakkını yemeyeceksin, annene babana saygı göstereceksin.’ ” Adam, “Öğretmenim, bunların hepsini gençliğimden beri yerine getiriyorum” dedi. Ona sevgiyle bakan İsa, “Bir eksiğin var” dedi. “Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle.” Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı. İsa çevresine göz gezdirdikten sonra öğrencilerine, “Varlıklı kişilerin Tanrı Egemenliği'ne girmesi ne güç olacak!” dedi. Öğrenciler O'nun sözlerine şaştılar. Ama İsa onlara yine, “Çocuklar” dedi, “Tanrı'nın Egemenliği'ne girmek ne güçtür! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği'ne girmesinden daha kolaydır.” Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkânsız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi. Petrus O'na, “Bak, biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik” demeye başladı. “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “Benim ve Müjde'nin uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur. Ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” Yola çıkmış Yeruşalim'e gidiyorlardı. İsa önlerinde yürüyordu. Öğrencileri şaşkınlık içindeydi, ardından gelenler ise korkuyorlardı. İsa Onikiler'i yine bir yana çekip kendi başına gelecekleri anlatmaya başladı: “Şimdi Yeruşalim'e gidiyoruz” dedi. “İnsanoğlu, başkâhinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek. Onlar da O'nu ölüm cezasına çarptıracak ve öteki uluslara teslim edecekler. O'nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O'nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üç gün sonra dirilecek.” Zebedi'nin oğulları Yakup ile Yuhanna İsa'ya yaklaşıp, “Öğretmenimiz, bir dileğimiz var, bunu yapmanı istiyoruz” dediler. İsa onlara, “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu. “Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver” dediler. “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz” dedi İsa. “Benim içeceğim kâseden siz içebilir misiniz? Benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olabilir misiniz?” “Evet, olabiliriz” dediler. İsa onlara, “Benim içeceğim kâseden siz de içeceksiniz, benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olacaksınız” dedi. “Ama sağımda ya da solumda oturmanıza izin vermek benim elimde değil. Bu yerler belirli kişiler için hazırlanmıştır.” Bunu işiten on öğrenci Yakup'la Yuhanna'ya kızmaya başladılar. İsa onları yanına çağırıp şöyle dedi: “Bilirsiniz ki, ulusların önderleri sayılanlar, onlara egemen kesilir, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler. Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda büyük olmak isteyen, ötekilerin hizmetkârı olsun. Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun. Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
MARKOS 10:17-45 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
Yola çıkarken biri yanına koştu, ve önünde diz çöküp kendisinden sordu: İyi Muallim, ebedî hayatı miras almak için ne yapayım? İsa da ona dedi: Niçin bana iyi diyorsun? birden başka kimse iyi değildir, o da Allahtır. Emirleri bilirsin: “Katletmiyesin; Zina etmiyesin; Çalmıyasın; Yalan şehadet etmiyesin; Gadretmiyesin; Babana ve anana hürmet et.” Ona dedi: Muallim, bütün bu şeyleri çocukluğumdan beri tuttum. İsa ona baktı ve onu sevdi, ve kendisine dedi: Bir şeyin eksik; git, nen varsa satıp fakirlere ver, gökte hazinen olacaktır; ve gel, benim ardımca yürü. Fakat bu söz üzerine adamın yüzü bozuldu, ve kederli gitti; çünkü çok malı vardı. İsa etrafına bakıp şakirtlerine dedi: Serveti olanlar Allahın melekûtuna ne kadar güçlükle gireceklerdir! Şakirtler onun sözlerine şaştılar. Fakat İsa yine cevap verip onlara dedi: Çocuklar, Allahın melekûtuna girmek ne güçtür! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Allahın melekûtuna girmesinden daha kolaydır. Birbirlerine: Öyle ise kim kurtulabilir? diyerek pek çok şaştılar. İsa onlara bakıp dedi: İnsan indinde bu imkânsızdır, fakat Allah indinde değil; zira Allah indinde her şey mümkündür. Petrus ona: İşte, biz her şeyi bıraktık, ve senin ardınca geldik, demeğe başladı. İsa dedi: Doğrusu size derim: Hiç kimse yoktur ki, benim uğruma ve incil uğruna ev, ya kardeşler, ya kızkardeşler, ya ana, ya baba, ya çocuklar, yahut tarlalar bırakmış olsun da şimdi, bu zamanda, yüz misli evler, kardeşler, kızkardeşler, analar ve çocuklar ve tarlalar, ezalarla beraber, ve gelecek dünyada ebedî hayat almasın. Fakat çok birinciler sonuncu, ve sonuncular birinci olacaklardır. Yolda Yeruşalime çıkıyorlardı; İsa önlerinden gidiyordu, ve şakirtleri şaşıyorlardı; ardınca gidenler de korkuyorlardı. Yine Onikileri yanına alıp kendisine olacak şeyleri onlara söylemeğe başladı: İşte, Yeruşalime çıkıyoruz; İnsanoğlu başkâhinler ve yazıcılar eline verilecek; onu ölüme mahkûm edecekler; ve onu Milletlere vereceklerdir; onunla eğlenecekler, ve üzerine tükürecekler, onu kamçılıyacaklar ve öldüreceklerdir; ve üç gün sonra kıyam edecektir. Zebedinin oğulları Yakub ve Yuhanna ona yaklaşıp dediler: Muallim, senden her ne dilersek bize yapmanı isteriz. Onlara dedi: Size ne yapmamı istiyorsunuz? Onlar da kendisine dediler: Bize ihsan et, senin izzetinde birimiz sağında, birimiz solunda oturalım. İsa da onlara dedi: Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz. Benim içeceğim kâseyi içebilir misiniz? ve vaftiz edileceğim vaftizle vaftiz edilebilir misiniz? Ona: Edebiliriz, dediler. İsa onlara dedi: Siz içeceğim kâseyi içeceksiniz, ve vaftiz edileceğim vaftizle vaftiz edileceksiniz; fakat sağımda veya solumda oturmağı vermek benim elimde değil; ancak kimlere hazırlandı ise, onlar içindir. On şakirt bunu işiterek Yakub ve Yuhannaya gücenmeğe başladılar. İsa onları yanına çağırıp kendilerine dedi: Bilirsiniz ki, Milletler arasında reis geçinenler onlara saltanat ederler, ve büyükleri üzerlerine hâkimiyet sürerler. Fakat aranızda böyle değildir; aranızda ise, kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz olsun; ve aranızda kim birinci olmak isterse, hepsinin kulu olsun. Zira İnsanoğlu da kendisine hizmet edilmeğe değil, ancak hizmet etmeğe, ve bir çokları için canını fidye vermek için geldi.
MARKOS 10:17-45 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
İsa giderken, biri koşup O'nun önünde diz çöktü ve, “İyi Öğretmen, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?” diye sordu. İsa ona, “Neden bana iyi diyorsun?” dedi, “Tanrı'dan başka kimse iyi değildir. Buyrukları bilirsin: “ ‘Adam öldürmeyeceksin. Zina etmeyeceksin, Çalmayacaksın, Yalan yere tanıklık etmeyeceksin, Kimsenin hakkını yemeyeceksin, Annene babana saygı göstereceksin.’ ” Adam, “Öğretmenim, bunların tümünü gençliğimden bu yana tuttum” diye yanıtladı. İsa ona bakınca sevgi duydu. “Bir eksiğin var” dedi, “Git, varını yoğunu sat, yoksullara dağıt. Böylelikle gökte hazinen olacaktır. Sonra da ardımdan gel.” Bu sözü duyunca adamın yüzü asıldı, yüreği hüzünle dolarak kalktı gitti. Çünkü malı mülkü pek çoktu. İsa çevreye bakıp öğrencilerine şöyle dedi: “Parası bol kişilerin Tanrı'nın Hükümranlığı'na girmeleri ne denli güçtür!” O'nun bu sözleri öğrencileri şaşırttı. Ama İsa yine, “Çocuklar!” dedi, “Ne güç iştir Tanrı'nın Hükümranlığı'na girmek! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin birinin Tanrı'nın Hükümranlığı'na girmesinden daha kolaydır.” Öğrenciler büsbütün şaşırdılar. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diye sordular. İsa onların gözlerinin içine bakarak, “İnsanlar için bu olanaksızdır” dedi, “Ama Tanrı için değil. Çünkü Tanrı için her şey olanaklıdır.” Petrus, “Bak, biz her şeyi bırakıp ardından geldik” diye atıldı. İsa onlara, “Doğrusu size derim ki” dedi, “Benim için ve Sevindirici Haber için evini, erkek kardeşlerini, kız kardeşlerini, anne babasını, çocuklarını, tarlalarını bırakıp şimdi bu dönemde yüz kat daha fazla ev, erkek kardeş, kız kardeş, anne, çocuk ve çiftlik almayacak hiç kimse yoktur. Bunların yanı sıra saldırılara da uğrayacak ve gelecek çağda sonsuz yaşamı alacaktır. “Öte yandan, birçok birinci sonuncu, birçok sonuncu da birinci olacak.” Yeruşalim'e çıkan yoldaydılar. İsa önlerinden gidiyordu. Öğrenciler şaşkına dönmüşlerdi. Geriden gelenleri de korku almıştı. İsa Onikiler'i yine bir yana çekip, kendisine olacakları onlara anlatmaya başladı. “Bakın” dedi, “Yeruşalim'e çıkıyoruz. İnsanoğlu başkâhinlerin ve dinsel yorumcuların eline teslim edilecek. Kendisini ölümle yargılayacaklar, ulusların eline teslim edecekler. O'nunla alay edecek, yüzüne tükürecek, kamçılayacak, sonra da öldürecekler. Üç gün geçince dirilecek.” Bunun üzerine, Zebedi oğulları –Yakup'la Yuhanna– İsa'ya yaklaşıp, “Öğretmenimiz” dediler, “Senden her ne dilersek yapmanı istiyoruz.” O da, “Ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu. “Bizlere lütfet de, yüceltildiğin zaman birimiz sağında, öbürümüz solunda oturalım!” diye yanıtladılar. İsa onlara, “Ne dilediğinizi bilmiyorsunuz” dedi, “Siz benim içeceğim kâseden içebilir misiniz? Ya da vaftiz edileceğim gibi vaftiz edilebilir misiniz?” “Bunları yapabiliriz” dediler. İsa, “İçeceğim kâseden içeceksiniz ve vaftiz edileceğim gibi vaftiz edileceksiniz” dedi, “Ne var ki, sağımda ve solumda oturabilme yetkisini vermek bana düşmez. Bu yerler ancak kendilerine hazırlananlar içindir.” On öğrenci bunları işitince Yakup'la Yuhanna'ya öfkelenmeye başladılar. İsa onları yanına çağırıp, “Bilirsiniz ki” dedi, “Uluslara baş sayılanlar onlara egemen kesilirler ve üstlerindekiler tüm yetkilerini onlara uygularlar. Ama durum sizin aranızda böyle olmayacak. Tersine, aranızda üstün olmak isteyen, sizlere hizmet etmekle yükümlüdür. Aranızda her kim birinci olmak istiyorsa, herkesin hizmetkârı olmakla yükümlüdür. Çünkü İnsanoğlu da hizmet edilmek için gelmedi. Tam tersine, hizmet etmeye ve canını birçokları yararına kurtulmalık olarak vermeye geldi.”