YEŞAYA 5:1-30 - Compare All Versions
YEŞAYA 5:1-30 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
Sevgilimin bağı için yaktığı ezgiyi sevgilim için okuyayım: Toprağı verimli bir tepede Sevgilimin bir bağı vardı. Toprağı belleyip taşları ayıkladı, Seçme asmalar dikip orta yere bir gözcü kulesi yaptı. Üzüm sıkmak için bir çukur kazdı Ve bağının üzüm vermesini bekledi. Ama bağ yabanıl üzüm verdi. Sevgilim diyor ki, “Ey Yeruşalim'de yaşayanlar ve Yahuda halkı, lütfen benimle bağım arasında hakem olun! Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi? Şimdi bağıma ne yapacağımı size söyleyeyim: Çitini söküp atacağım, varsın yiyip bitirsinler; duvarını yıkacağım, varsın çiğnesinler. Viraneye çevireceğim onu; budanmayacak, çapalanmayacak; dikenli çalılar bitecek her yanında. Üzerine yağmur yağdırmasınlar diye bulutlara buyruk vereceğim.” Her Şeye Egemen RAB'bin bağı İsrail halkı, Hoşlandığı fidan da Yahuda halkıdır. RAB adalet bekledi, Zorbalık gördü; Doğruluk bekledi, Feryatlar duydu. Evlerine ev, tarlalarına tarla katanların vay haline! Oturacak yer kalmadı, Ülkede bir tek siz oturuyorsunuz. Her Şeye Egemen RAB'bin şöyle ant içtiğini duydum: “Büyük ve gösterişli çok sayıda ev ıssız kalacak, İçinde oturan olmayacak. Çünkü on dönümlük bağ ancak bir bat şarap, Bir homer tohum ancak bir efa tahıl üretecek.” Sabah erkenden kalkıp içki peşinden koşanların, gece geç vakte kadar şarap içip kızışanların vay haline! Onların şölenlerinde lir, çenk, tef ve kaval çalınır, şarap içilir. Ama RAB'bin yaptıklarına dikkat etmez, ellerinin yapıtına aldırmazlar. Halkım bilgisizliği yüzünden sürgün edilecek; saygın kişileri kıtlıktan ölecek, kalabalıklar susuzluktan kırılacak. Bu yüzden doymak bilmeyen ölüler diyarı ağzını ardına kadar açtı; Yeruşalim'in soyluları, sıradan insanları ve gürültülü bir şekilde eğlenenleri oraya inecek. Hepsi alçaltılacak; dize getirilecek, küstah bakışları alçaltılacak. Ama Her Şeye Egemen RAB adaletinden ötürü yüceltilecek. Kutsal Tanrı doğruluğuyla kutsal olduğunu gösterecek. Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek. Suçu yalanla örülmüş iplerle, günahı araba urganıyla çekenlerin vay haline! Diyorlar ki, “Tanrı elini çabuk tutup işini hızlandırsın da görelim. İsrail'in Kutsalı tasarladığını yapsın da görelim.” Kötüye iyi, iyiye kötü diyenlerin, karanlığı ışık, ışığı karanlık yerine koyanların, acıya tatlı, tatlıya acı diyenlerin vay haline! Kendilerini bilge görenlerin, akıllı sananların vay haline! Şarap içmekte sınır tanımayanların, içkileri karıştırıp içmekten çekinmeyenlerin, rüşvet uğruna kötüyü haklı çıkaranların, haklıların hakkını elinden alanların vay haline! Alev alev yanan ateş, samanı nasıl yiyip bitirirse, kuru ot alevin içinde nasıl birden tutuşup yok olursa, onlar da kökten çürüyüp gidecek, çiçekleri toz gibi havaya savrulacak. Çünkü Her Şeye Egemen RAB'bin yasasını reddettiler, İsrail'in Kutsalı'nın sözlerini küçümsediler. Bu yüzden RAB'bin halkına karşı öfkesi alevlendi, elini kaldırıp onları vurdu. Dağlar titriyor, cesetler çöp gibi sokaklara serildi. Bütün bunlara karşın RAB'bin öfkesi dinmedi, eli hâlâ kalkmış durumda. RAB uzaktaki ulusları bir sancak işaretiyle, dünyanın en uzağındakileri ıslık sesiyle çağıracak; hızla, hemen gelecekler. Aralarında yorulan, sendeleyen olmayacak; uyuklamayacak, uyumayacaklar. Gevşek kemer, kopuk çarık bağı olmayacak. Okları sivri, yayları kuruludur. Atlarının toynakları çakmaktaşı, arabalarının tekerlekleri kasırga gibidir. Askerleri dişi aslan gibi, genç aslanlar gibi kükrüyor, homurdanarak avlarını kapıp götürüyorlar. Kimse avlarını pençelerinden kurtaramıyor. O gün İsrail'e karşı denizin gürleyişi gibi gürleyecekler. Karaya bakan biri karanlık ve sıkıntı görecek. Işık karanlık bulutlarla kaplanacak.
YEŞAYA 5:1-30 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
S EVGİLİMİN bağı için sevgilimin türküsünü okuyayım. Toprağı yağlı bir tepede sevgilimin bağı vardı; ve onu kirizme edip taşlarını ayıkladı, ve ona seçme asmalar dikti, ve ortasında bir kule yaptı, içinde bir de mâsara kazdı; ve üzüm versin diye bekledi, fakat yabani üzüm verdi. Ve şimdi, ey Yeruşalimde oturanlar ve Yahuda erleri, rica ederim, benimle bağım arasında hüküm verin. Bağımda yapmadığım ona yapacak daha ne var? üzüm versin diye ben beklerken niçin yabani üzüm verdi? Ve şimdi bağıma yapacağım şeyi size bildireyim; çitini sökeceğim, ve onu yiyip bitirecekler; duvarını yıkacağım, ve onu ayak altında çiğniyecekler; ve onu harap edeceğim; budanmıyacak ve çapalanmıyacak, ve onda çalılarla dikenler bitecek; ve üzerine yağmur yağdırmasınlar diye bulutlara da emredeceğim. Çünkü ordular RABBİNİN bağı İsrail evidir, ve onun hoşuna giden fidan Yahuda erleridir; ve adalet bekledi, ve işte, zorbalık; ve doğruluk bekledi, ve işte, feryat. Yer kalmayıncıya kadar, evi eve katanların, ve tarlayı tarlaya birleştirenlerin vay başına! ve memleket içinde oturan yalnız siz kaldınız! Orduların RABBİ kulaklarıma işittirip diyor: Gerçek çok evler, büyük ve iyi evler ıssız kalacak, içinde oturan olmıyacak. Çünkü on dönüm bağ bir bat verecek, ve bir homer tohum ancak bir efa verecek. İçki peşinden koşmak için sabahlayın erken kalkanların, geceleyin geç vakte, şarap onları kızdırıncıya kadar eğlenenlerin vay başına! Ve ziyafetlerinde çenk ile santur, tef ile zurna, ve şarap var; fakat RABBİN yaptığına dikkat etmiyorlar, ve onun ellerinin işine bakmıyorlar. Kavmım bundan ötürü, bilgi eksikliğinden sürgüne götürüldü; ve itibarlı adamları kıtlığa düştüler; ve onların halkı susuzluktan kurudu. Bundan dolayı ölüler diyarı boğazını genişletti, ve ağzını ölçüsüz açtı; ve onların övündükleri, ve halkı ile gürültüsü, ve onların arasında sevinip coşan oraya inmekte. Ve hakir kişi iğdirildi, ve güçlü er alçaltıldı, ve mağrur olanların gözleri alçaltıldı; fakat orduların RABBİ adalet içinde yükseldi, ve Kuddûs olan Allah doğruluk içinde takdis olundu. O zaman kuzular otlaklarında imiş gibi otlıyacaklar; ve zenginlerin ıssız kalan yerlerini garipler yiyecekler. Fesadı yalan iplerile, ve suçu araba urganı ile çeker gibi sürüyenlerin vay başına! Onlar diyorlar: Acele etsin, işini çabuk yapsın da görelim; ve İsrail Kuddûsunun öğüdü yaklaşıp gelsin ki, onu bilelim! Kötüye iyi, ve iyiye kötü diyenlerin; karanlığı ışık yerine, ve ışığı karanlık yerine koyanların; acıyı tatlı yerine, ve tatlıyı acı yerine koyanların vay başına! Kendi gözlerinde hikmetli olanların, ve kendilerini dirayetli görenlerin vay başına! Şarap içmekte yiğit olanların, ve içkileri karıştırmakta zorlu olanların; rüşvet için kötüyü haklı çıkaranların, ve haklı adamların hakkını elinden çekip alanların vay başına! Bundan dolayıdır ki, ateşin dili anızı nasıl yiyip bitirirse, ve kuru ot alevin içinde nasıl birden çökerse, onların kökü de böylece çürüyecek, ve onların çiçeği toz gibi havaya uçacak; çünkü ordular RABBİNİN şeriatini kendilerinden attılar, ve İsrail Kuddûsunun sözünü hor gördüler. Kavmına karşı RABBİN öfkesi bundan ötürü alevlendi, ve elini onlara karşı uzatıp onları vurdu; ve dağlar titriyorlar, ve onların leşleri sokakların ortasında gübre gibi duruyor. Bütün bunlarla beraber, öfkesi geri dönmedi, fakat eli hâlâ uzanmış duruyor. Ve uzaktaki milletler için sancak dikecek, ve yerin ucundan onları çağırmak için ıslık çalacak; ve işte, acele ile çabuk gelecekler. Ve onların arasında yorgun ve sürçen olmıyacak; kimse uyuklamıyacak, ve uyumıyacak; bellerinin kemeri çözülmiyecek, ve çarıklarının bağı kopmıyacak; okları sivri, ve yayları hep kurulmuştur; atlarının tırnakları çakmak taşı, ve arabalarının tekerlekleri kasırga sanılacak; gümürdemeleri dişi aslanınki gibidir, ve genç aslanlar gibi gümürdiyecekler; ve gümürdiyip avı kapacaklar, ve onu götürecekler, ve kurtaran olmıyacak. Ve o gün onlara karşı denizin uğultusu gibi gümürdiyecekler; ve biri karaya bakarsa, işte, karanlık ve sıkıntı var; ve bulutlarında ışık kararmıştır.
YEŞAYA 5:1-30 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
Sevgilimin bağı için yaktığı ezgiyi sevgilim için okuyayım: Toprağı verimli bir tepede Sevgilimin bir bağı vardı. Toprağı belleyip taşları ayıkladı, Seçme asmalar dikip orta yere bir gözcü kulesi yaptı. Üzüm sıkmak için bir çukur kazdı Ve bağının üzüm vermesini bekledi. Ama bağ yabanıl üzüm verdi. Sevgilim diyor ki, “Ey Yeruşalim'de yaşayanlar ve Yahuda halkı, lütfen benimle bağım arasında hakem olun! Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi? Şimdi bağıma ne yapacağımı size söyleyeyim: Çitini söküp atacağım, varsın yiyip bitirsinler; duvarını yıkacağım, varsın çiğnesinler. Viraneye çevireceğim onu; budanmayacak, çapalanmayacak; dikenli çalılar bitecek her yanında. Üzerine yağmur yağdırmasınlar diye bulutlara buyruk vereceğim.” Her Şeye Egemen RAB'bin bağı İsrail halkı, Hoşlandığı fidan da Yahuda halkıdır. RAB adalet bekledi, Zorbalık gördü; Doğruluk bekledi, Feryatlar duydu. Evlerine ev, tarlalarına tarla katanların vay haline! Oturacak yer kalmadı, Ülkede bir tek siz oturuyorsunuz. Her Şeye Egemen RAB'bin şöyle ant içtiğini duydum: “Büyük ve gösterişli çok sayıda ev ıssız kalacak, İçinde oturan olmayacak. Çünkü on dönümlük bağ ancak bir bat şarap, Bir homer tohum ancak bir efa tahıl üretecek.” Sabah erkenden kalkıp içki peşinden koşanların, gece geç vakte kadar şarap içip kızışanların vay haline! Onların şölenlerinde lir, çenk, tef ve kaval çalınır, şarap içilir. Ama RAB'bin yaptıklarına dikkat etmez, ellerinin yapıtına aldırmazlar. Halkım bilgisizliği yüzünden sürgün edilecek; saygın kişileri kıtlıktan ölecek, kalabalıklar susuzluktan kırılacak. Bu yüzden doymak bilmeyen ölüler diyarı ağzını ardına kadar açtı; Yeruşalim'in soyluları, sıradan insanları ve gürültülü bir şekilde eğlenenleri oraya inecek. Hepsi alçaltılacak; dize getirilecek, küstah bakışları alçaltılacak. Ama Her Şeye Egemen RAB adaletinden ötürü yüceltilecek. Kutsal Tanrı doğruluğuyla kutsal olduğunu gösterecek. Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek. Suçu yalanla örülmüş iplerle, günahı araba urganıyla çekenlerin vay haline! Diyorlar ki, “Tanrı elini çabuk tutup işini hızlandırsın da görelim. İsrail'in Kutsalı tasarladığını yapsın da görelim.” Kötüye iyi, iyiye kötü diyenlerin, karanlığı ışık, ışığı karanlık yerine koyanların, acıya tatlı, tatlıya acı diyenlerin vay haline! Kendilerini bilge görenlerin, akıllı sananların vay haline! Şarap içmekte sınır tanımayanların, içkileri karıştırıp içmekten çekinmeyenlerin, rüşvet uğruna kötüyü haklı çıkaranların, haklıların hakkını elinden alanların vay haline! Alev alev yanan ateş, samanı nasıl yiyip bitirirse, kuru ot alevin içinde nasıl birden tutuşup yok olursa, onlar da kökten çürüyüp gidecek, çiçekleri toz gibi havaya savrulacak. Çünkü Her Şeye Egemen RAB'bin yasasını reddettiler, İsrail'in Kutsalı'nın sözlerini küçümsediler. Bu yüzden RAB'bin halkına karşı öfkesi alevlendi, elini kaldırıp onları vurdu. Dağlar titriyor, cesetler çöp gibi sokaklara serildi. Bütün bunlara karşın RAB'bin öfkesi dinmedi, eli hâlâ kalkmış durumda. RAB uzaktaki ulusları bir sancak işaretiyle, dünyanın en uzağındakileri ıslık sesiyle çağıracak; hızla, hemen gelecekler. Aralarında yorulan, sendeleyen olmayacak; uyuklamayacak, uyumayacaklar. Gevşek kemer, kopuk çarık bağı olmayacak. Okları sivri, yayları kuruludur. Atlarının toynakları çakmaktaşı, arabalarının tekerlekleri kasırga gibidir. Askerleri dişi aslan gibi, genç aslanlar gibi kükrüyor, homurdanarak avlarını kapıp götürüyorlar. Kimse avlarını pençelerinden kurtaramıyor. O gün İsrail'e karşı denizin gürleyişi gibi gürleyecekler. Karaya bakan biri karanlık ve sıkıntı görecek. Işık karanlık bulutlarla kaplanacak.