GALATYALILAR 2:1-10 - Compare All Versions
GALATYALILAR 2:1-10 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
On dört yıl aradan sonra Titus'u da yanıma alıp Barnaba'yla birlikte yine Yeruşalim'e gittim. Vahiy uyarınca gittim. Boş yere koşmayayım ya da koşmuş olmayayım diye, öteki uluslar arasında yaydığım Müjde'yi özel olarak ileri gelenlere sundum. Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı. Ne var ki, İsa Mesih'te sahip olduğumuz özgürlüğü el altından öğrenmek ve böylece bizi köleleştirmek için gizlice aramıza sızan sahte kardeşler vardı. Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık. Ama ileri gelenler –ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz– evet, bu ileri gelenler söylediklerime bir şey katmadılar. Tam tersine, Müjde'yi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus'a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördüler. Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus'ta etkin olan Tanrı, öteki uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezince paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba'ya sağ ellerini uzattılar. Öteki uluslara bizlerin, Yahudiler'e kendilerinin gitmesini uygun gördüler. Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.
GALATYALILAR 2:1-10 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
O N dört yıl sonra Titusu da beraber alarak Barnabas ile Yeruşalime tekrar çıktım. Ve vahye göre çıktım; ve, bir suretle boş yere koşmıyayım, yahut koşmuş olmıyayım diye, onlara, fakat yalnız itibarlı olanlara, Milletler arasında vâzettiğim incili arzettim. Fakat benimle olan Titus da, Yunanlı olduğu halde, sünnet olunmağa icbar edilmedi; bu da gizlice içeri getirilen, ve bizi esir etsinler diye, Mesih İsada olan hürriyetimizi çaşıtlamak için gizlice giren sahte kardeşler yüzünden oldu; incilin hakikati sizinle daim olsun diye, bir saat bile onlara tâbi olarak baş iğmedik. Fakat itibarlı tutulanlardan (bir vakitler ne idiler, bence farkı yok; Allah insanın şahsına bakmaz) — itibarlı olanlar, diyorum, bana bir şey öğretmediler; fakat bilâkis Petrusa sünnetlilik incili olduğu gibi, bana sünnetsizlik incili emanet olunduğunu gördükleri zaman (çünkü sünnetlilik risaleti için Petrusta âmil olan bende de Milletler için âmil oldu); ve bana verilen inayeti farkettikleri zaman, biz Milletlere, ve kendileri sünnetli olanlara gitmek üzre, direkler sayılan Yakub, Kifas ve Yuhanna, bana ve Barnabasa müşareket için sağ ellerini verdiler; ancak fakirleri hatırlamamızı istediler; ve bunu da yapmağa gayret ettim.
GALATYALILAR 2:1-10 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
On dört yıl sonra, Titus'u da yanıma alarak, Barnabas'la birlikte yine Yeruşalim'e çıktım. Bu gidişimin nedeni Tanrı'nın vahyiydi. Boşa koşmayayım ya da koşmuş olmayayım diye uluslar arasında yaydığım Sevindirici Haber'i onlara –önderlere– özel bir toplantıda açıkladım. Benimle birlikte bulunan Titus, bir Yunanlı olmasına karşın, sünnet edilmeye zorlanmadı. Aramıza sızan bazı yalancı kardeşler yüzünden oldu bunlar. Çünkü onlar Mesih İsa'da sahip olduğumuz özgürlüğü gizlice gözlemeyi ve bizi yasalara tutsak kılmayı amaçlıyorlardı. Ama Sevindirici Haber'e ilişkin gerçek sizin yararınıza korunsun diye, bir an için bile onlara boyun eğmedik. Öte yandan, önderler –kim oldukları beni ilgilendirmez, Tanrı insanlar arasında ayrım gözetmez– evet, önderler bana hiçbir şey öğretmediler. Tam tersine, Petrus'un sünnetlilere gönderildiği gibi, benim de sünnetsizlere Sevindirici Haber'i müjdelemeye gönderildiğimi gördüler. Çünkü Petrus'un Yahudiler'e yönelik habercilik hizmetinde güç sağlayan Tanrı, benim de uluslara yönelik habercilik hizmetimde güç sağladı. Topluluğun direği sayılan Yakup, Petrus ve Yuhanna bana verilen kayrayı kavradılar. Biz uluslara gidelim, kendileri de Yahudiler'e gitsinler diye aramızdaki paydaşlığı göstermek için benimle ve Barnabas'la el sıkıştılar. Tek önerileri yoksulları anımsamamıza ilişkindi. Bunu da gönülden yapmaya çaba gösterdim.