ELÇİLERİN İŞLERİ 2:5-13 - Compare All Versions
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:5-13 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
O sırada Yeruşalim'de, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu. Sesin duyulması üzerine büyük bir kalabalık toplandı. Herkes kendi dilinin konuşulduğunu duyunca şaşakaldı. Hayret ve şaşkınlık içinde, “Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?” diye sordular. “Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor? Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya İli'nde, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem Yahudi hem de Yahudiliğe dönen Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz.” Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, “Bunun anlamı ne?” diye sordular. Başkalarıysa, “Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış” diye alay ettiler.
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:5-13 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
Gök altındaki her milletten Yahudiler, dindar adamlar, Yeruşalimde oturmakta idiler. Ve bu ses gelince, halk bir araya toplanıp şaşırdılar, çünkü her biri, onların kendi dilile söylediğini işitiyordu. Hayran oldular, ve şaşıp dediler: İşte, söyliyen bu adamlar hep Galileli değil mi? Ve nasıl biz, her birimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz? Biz, Partlar, Medler, Elâmlılar, ve Mezopotamyada, Yahudiyede hem de Kappadokyada, Pontus ve Asyada, Frikya hem de Pamfilyada, Mısırda ve Libya semtlerinde Kirine çevresinde oturanlar, gerek Yahudi ve gerek mühtedi Romalı misafirler, Giritliler ve Araplar, kendi dillerimizde Allahın büyük işlerini söylediklerini işitiyoruz. Ve hepsi hayran olup birbirlerine: Bu ne olsa gerek? diye tereddüt ediyorlardı. Fakat başkaları eğlenip dediler: Onlar yeni şarapla dolmuşlar.
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:5-13 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
Orada dünyanın her ülkesinden gelip Yeruşalim'de yaşayan tanrısayar Yahudiler bulunuyordu. Gökten gelen sesin duyulması üzerine halk bir araya toplandı. Kendi dillerinde konuşulduğunu duyduklarında kulaklarına inanamadılar. Hayranlık ve şaşkınlık içinde soruyorlardı: “Bu konuşanların tümü Galileli değil mi? Nasıl oluyor da her birimiz kendi dilimizi duyuyoruz? “Partlar, Medler, Elamlılar, Mezopotamya'da yaşayanlar, Yahudiye'de, Kapadokya'da, Pontos'ta, Asya'da, Frikya'da, Pamfilya'da, Mısır'da, Kirine'ye yakın Libya yörelerinde oturanlar, Roma'dan kalkıp gelenler –hem Yahudiler hem de Yahudiler'in inancını benimseyenler–, Giritliler ve Araplar… Hepimiz bu insanların bizim dilimizde Tanrı'nın büyük işlerini konuştuklarını duyuyoruz!” Tümü şaşkınlıktan donakaldı, merakla birbirlerine, “Bu da ne demek oluyor?” diye sordular. Bazıları da onları alaya alarak, “Taze şarapla sarhoş olmuşlar!” dediler.