ELÇİLERİN İŞLERİ 2:1-47 - Compare All Versions
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:1-47 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)
Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. İmanlıların hepsi Kutsal Ruh'la doldular, Ruh'un onları konuşturduğu başka dillerle konuşmaya başladılar. O sırada Yeruşalim'de, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu. Sesin duyulması üzerine büyük bir kalabalık toplandı. Herkes kendi dilinin konuşulduğunu duyunca şaşakaldı. Hayret ve şaşkınlık içinde, “Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?” diye sordular. “Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor? Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya İli'nde, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem Yahudi hem de Yahudiliğe dönen Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz.” Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, “Bunun anlamı ne?” diye sordular. Başkalarıysa, “Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış” diye alay ettiler. Bunun üzerine Onbirler'le birlikte öne çıkan Petrus yüksek sesle kalabalığa şöyle seslendi: “Ey Yahudiler ve Yeruşalim'de bulunan herkes, bu durumu size açıklayayım. Sözlerime kulak verin. Bu adamlar, sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu! Bu gördüğünüz, Peygamber Yoel aracılığıyla önceden bildirilen olaydır: ‘Son günlerde, diyor Tanrı, Bütün insanların üzerine Ruhum'u dökeceğim. Oğullarınız, kızlarınız peygamberlikte bulunacaklar. Gençleriniz görümler, Yaşlılarınız düşler görecek. O günler kadın erkek Kullarımın üzerine Ruhum'u dökeceğim, Onlar da peygamberlik edecekler. Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım. Aşağıda, yeryüzünde belirtiler, Kan, ateş ve duman bulutları görülecek. Rab'bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce Güneş kararacak, Ay kan rengine dönecek. O zaman Rab'bi adıyla çağıran herkes kurtulacak.’ “Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı'nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. Tanrı'nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O'nu diriltti. Çünkü O'nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı. O'nunla ilgili olarak Davut şöyle der: ‘Rab'bi her zaman önümde gördüm, Sağımda durduğu için sarsılmam. Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak. Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin. Yaşam yollarını bana bildirdin; Varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.’ “Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanıbaşımızda duruyor. Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı'nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih'in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ Tanrı, İsa'yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. O, Tanrı'nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür. Davut, kendisi göklere çıkmadığı halde şöyle der: ‘Rab Rabbim'e dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek, Sağımda otur.’ “Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa'yı hem Rab hem Mesih yapmıştır.” Bu sözleri duyanlar, yüreklerine hançer saplanmış gibi oldular. Petrus ve öbür elçilere, “Kardeşler, ne yapmalıyız?” diye sordular. Petrus onlara şu karşılığı verdi: “Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. Bu vaat sizler, çocuklarınız, uzaktakilerin hepsi için, Tanrımız Rab'bin çağıracağı herkes için geçerlidir.” Petrus daha birçok sözlerle onları uyardı. “Kendinizi bu sapık kuşaktan kurtarın!” diye yalvardı. Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı. Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar. Herkesi bir korku sarmıştı. Elçilerin aracılığıyla birçok belirtiler ve harikalar yapılıyordu. İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı. Mallarını mülklerini satıyor ve bunun parasını herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı. Her gün tapınakta toplanmaya devam eden imanlılar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Tanrı'yı övüyorlardı. Bütün halkın beğenisini kazanmışlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları topluluğa katıyordu.
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:1-47 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)
P ENTİKOST günü olduğu zaman, hepsi bir arada toplu idiler. Zorlu bir yel esiyormuş gibi ansızın gökten bir ses geldi, ve bütün oturdukları evi doldurdu. Ve ateşten imiş gibi bölünen diller onlara görünüp onların her biri üzerine kondu. Hepsi Ruhülkudüsle doldu, ve kendilerine Ruhun verdiği söyleyişe göre başka başka dillerle söylemeğe başladılar. Gök altındaki her milletten Yahudiler, dindar adamlar, Yeruşalimde oturmakta idiler. Ve bu ses gelince, halk bir araya toplanıp şaşırdılar, çünkü her biri, onların kendi dilile söylediğini işitiyordu. Hayran oldular, ve şaşıp dediler: İşte, söyliyen bu adamlar hep Galileli değil mi? Ve nasıl biz, her birimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz? Biz, Partlar, Medler, Elâmlılar, ve Mezopotamyada, Yahudiyede hem de Kappadokyada, Pontus ve Asyada, Frikya hem de Pamfilyada, Mısırda ve Libya semtlerinde Kirine çevresinde oturanlar, gerek Yahudi ve gerek mühtedi Romalı misafirler, Giritliler ve Araplar, kendi dillerimizde Allahın büyük işlerini söylediklerini işitiyoruz. Ve hepsi hayran olup birbirlerine: Bu ne olsa gerek? diye tereddüt ediyorlardı. Fakat başkaları eğlenip dediler: Onlar yeni şarapla dolmuşlar. Fakat Petrus Onbirlerle beraber ayağa kalktı, ve sesini yükseltip onlara hitap etti: Ey Yahudiler, ve bütün Yeruşalimde oturanlar, bu size malûm olsun, ve sözlerime kulak verin. Zira bunlar sandığınız gibi sarhoş değildir; çünkü günün üçüncü saatidir. Fakat bu olan Yoel peygamber vasıtası ile söylenmiştir: “Ve son günlerde vaki olacak ki, Allah diyor, Bütün beşer üzerine Ruhumdan dökeceğim; Oğullarınız da kızlarınız da peygamberlik edecekler, Ve gençleriniz rüyetler görecekler, İhtiyarlarınız da ruyalar görecekler; O günlerde kullarım üzerine de cariyelerim üzerine de, Ruhumdan dökeceğim; ve peygamberlik edecekler. Ve yukarıda gökte hârikalar, Aşağıda yeryüzünde de alâmetler, Kan ve ateş ve duman buğusu vereceğim. Rabbin günü, o büyük ve şöhretli gün gelmeden önce, Güneş karanlığa, ve ay kana döndürülecek; Ve vaki olacak ki, her kim Rabbin ismini çağırırsa, kurtulacaktır.” Ey İsrail erleri, bu sözleri dinleyin: Nâsıralı İsayı, onun vasıtası ile Allahın aranızda yaptığı kudretli işler, hârikalar ve alâmetlerle size Allah tarafından tasdik edilmiş olan adam, nasıl ki, siz kendiniz de bilirsiniz, Allahın mukadder muradı ve ezelî ilmile ele verilmiş olarak günahkârlar elile onu haça gerdiniz, ve öldürdünüz; Allah ölüm acılarını çözerek onu kıyam ettirdi; çünkü onun ölüm tarafından tutulması mümkün değildi. Zira Davud onun için diyor: “Rabbi daima önümde gördüm; Çünkü sarsılmıyayım diye, o benim sağımdadır; Bunun için yüreğim mesrur oldu, ve dilim çok sevindi; Bedenim de ümitle oturacak; Çünkü sen canımı ölüler diyarına terketmezsin, Ve Mukaddesini çürüklük görmeğe bırakmazsın. Hayat yollarını bana bildirdin; Didarınla beni meserretle dolduracaksın.” Kardeşler, size büyük ata Davud için açıkça demek gerektir ki, hem öldü, hem gömüldü, ve kabri bugüne kadar yanımızdadır. İmdi peygamber olduğundan, ve kendi tahtı üzerine sulbünün semeresinden birini oturtacağını Allahın kendisine and ile kasem ettiğini bildiğinden önceden görüp, o ne ölüler diyarına bırakıldı, ne de bedeni çürüme gördü, diye Mesihin kıyamı hakkında söyledi. Bu İsayı Allah kıyam ettirdi; ve biz hepimiz bunun şahitleriyiz. İmdi Allahın sağ elile yükseltilmiş, Babadan Ruhülkudüs vadini almış olup sizin bu gördüğünüzü ve işittiğinizi döktü. Çünkü Davud göklere çıkmadı; fakat kendisi diyor: “Rab Rabbime dedi: Ben senin düşmanlarını ayaklarının basamağı yapıncıya kadar, Sağımda otur.” İmdi bütün İsrail evi gerçekten bilsin ki, kendisini haça gerdiğiniz bu İsayı Allah hem Rab hem Mesih etmiştir. Bunu işitince, yürekleri iğnelenip Petrusa ve obir resullere dediler: Kardeşler, ne yapalım? Petrus da onlara dedi: Tövbe edin; ve günahlarınızın bağışlanması için her biriniz İsa Mesihin ismile vaftiz olunsun; ve Ruhülkudüs vergisini alacaksınız. Çünkü vait, size ve çocuklarınıza, ve uzakta olanların hepsine, Allahımız Rabbin kendisine çağıracağı ne kadar adam varsa, onlaradır. Ve başka bir çok sözlerle şehadet edip onları teşvik ederek: Bu sapık nesilden kendinizi kurtarın, dedi. İmdi onun sözünü kabul edenler vaftiz olundular; ve o gün üç bin kadar can onlara katıldı. Resullerin taliminde ve müşareketinde, ekmek kırmakta ve dualarda devam ediyorlardı. Her cana korku düştü; ve resuller vasıtası ile çok hârikalar ve alâmetler oluyordu. Bütün iman edenler bir arada olup her şeyleri müşterekti; mallarını ve mülklerini satıp onları hepsine herkesin ihtiyacına göre dağıtıyorlardı. Her gün birlikte mabede devam edip evde ekmek kırarak sevinçle ve yürek sadeliğile yemek yiyorlardı. Allaha hamdederek bütün kavm indinde lûtuf bulmakta idiler. Rab da kurtulanları günden güne onlara katıyordu.
ELÇİLERİN İŞLERİ 2:1-47 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
Pentekost günü geldiğinde, hepsi bir aradaydılar. Bir anda, gökten sanki hızla esen rüzgarın sesiymiş gibi bir ses geldi, oturdukları evi doldurdu. Gözlerinin önünde ateşe benzer diller göründü. Bunlar dağılarak onların her biri üzerine indi. Tüm Mesih inanlıları Kutsal Ruh'la doldu. Ruh'un kendilerine verdiği biçimde başka dillerde konuşmaya başladılar. Orada dünyanın her ülkesinden gelip Yeruşalim'de yaşayan tanrısayar Yahudiler bulunuyordu. Gökten gelen sesin duyulması üzerine halk bir araya toplandı. Kendi dillerinde konuşulduğunu duyduklarında kulaklarına inanamadılar. Hayranlık ve şaşkınlık içinde soruyorlardı: “Bu konuşanların tümü Galileli değil mi? Nasıl oluyor da her birimiz kendi dilimizi duyuyoruz? “Partlar, Medler, Elamlılar, Mezopotamya'da yaşayanlar, Yahudiye'de, Kapadokya'da, Pontos'ta, Asya'da, Frikya'da, Pamfilya'da, Mısır'da, Kirine'ye yakın Libya yörelerinde oturanlar, Roma'dan kalkıp gelenler –hem Yahudiler hem de Yahudiler'in inancını benimseyenler–, Giritliler ve Araplar… Hepimiz bu insanların bizim dilimizde Tanrı'nın büyük işlerini konuştuklarını duyuyoruz!” Tümü şaşkınlıktan donakaldı, merakla birbirlerine, “Bu da ne demek oluyor?” diye sordular. Bazıları da onları alaya alarak, “Taze şarapla sarhoş olmuşlar!” dediler. Bunun üzerine, Petrus on bir öğrenciyle birlikte ayağa kalkarak sesini yükseltti ve kendilerine şöyle bir açıklamada bulundu: “Yahudi arkadaşlar ve Yeruşalim'de yaşayan herkes! Sözlerime kulak verin, sizleri bu konuda aydınlatayım. Sandığınız gibi bu insanlar sarhoş değiller. Bakın, saat daha sabahın dokuzu. Bu olay, Yoel Peygamber'in ağzından önceden bildirilen olaydır. “ ‘Son günlerde, diyor Tanrı, Bütün insanların üzerine Ruhum'u dökeceğim, Oğullarınız, kızlarınız peygamberlikte bulunacaklar. Gençleriniz görümler, Yaşlılarınız düşler görecek. O günler kadın erkek Kullarımın üzerine Ruhum'u dökeceğim, Onlar da peygamberlik edecekler. Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım. Aşağıda, yeryüzünde belirtiler, Kan, ateş ve duman bulutları görülecek. Rab'bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce Güneş kararacak, ay kan rengine dönecek. O zaman Rab'bin adını anan herkes kurtulacak.’ “İsrailli arkadaşlar! Bu sözleri dinleyin. Nasıralı İsa, Tanrı'nın sizlere güçlü, göz kamaştırıcı işler ve mucizelerle kimliğini kanıtladığı kişidir. O'nun aracılığıyla Tanrı'nın aranızda yaptığı işleri kendiniz biliyorsunuz. Tanrı'nın amacı ve ön bilgisi uyarınca O sizin ellerinize verildi ve sizler de yasaya saygısı olmayanların eliyle kendisini çarmıha gerip öldürdünüz. Ama Tanrı ölüm acılarını çözerek O'nu diriltti. Çünkü O'nun ölümün gücüyle tutsak edilmesi olanaksızdı. “Davut O'na ilişkin şunu vurgular: “ ‘Rab'bi her an önümde gördüm, Sağımda durduğu için sarsılmam. Bu nedenle yüreğim mutlu, Dilim sevinçlidir. Bedenim de umut içinde yaşayacak. Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin. Yaşam yollarını bana bildirdin; Varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.’ “Kardeşler, sizlerle ulu atamız Davut'a ilişkin apaçık konuşmam gerekiyor. Kendisi öldü ve gömüldü. Mezarı da bugüne dek buradadır. O bir peygamber olduğundan, kendi soyundan birini onun tahtına oturtacağına ilişkin Tanrı'nın kendisine ant içerek verdiği sözü biliyordu. Mesih'in ölülerden dirilişini önceden gördü ve şunları söyledi: ‘O ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ “Tanrı İsa'yı ölümden diriltti. Hepimiz bu olayın tanıklarıyız. O, Tanrı'nın sağına yükseldi. Baba'dan aldığı Kutsal Ruh'u tanrısal vaat uyarınca gördüğünüz ve duyduğunuz biçimde döktü. Çünkü Davut göklere yükselmediyse de şunları söyledi: “‘Rab Rabbim'e, düşmanlarını Ayaklarının altına basamak yapıncaya dek sağımda otur, dedi.’ “Bu nedenle, bütün İsrail halkı kesin olarak bilsin ki, Tanrı O'nu –sizin çarmıha gerdiğiniz İsa'yı– Rab ve Mesih olarak atadı.” Bu sözleri duyduklarında yüreklerine hançer saplanmış gibi oldu. Petrus'a ve öbür habercilere: “Kardeşler, öyleyse biz ne yapmalıyız?” diye sordular. Petrus onları şöyle yanıtladı: “Tövbe edin ve günahlarınızın bağışlanması için her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz edilsin. Böylece Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. Çünkü bu vaat sizlere, çocuklarınıza ve uzakta olan herkesedir; Tanrımız Rab'bin kendisini çağırdığı herkese.” Petrus daha birçok sözle tanıklıkta bulundu. “Bu sapkın kuşaktan kurtulun” diyerek onlara öğüt verdi. Onun sözünü benimseyenler vaftiz edildiler. Böylece o gün yaklaşık üç bin kişi inanlılara katıldı. Bunlar habercilerin öğretisini dinlemekte, ruhsal paydaşlıkta, ekmek bölmekte ve dualara katılmakta sürekli bağlılık gösterdiler. Herkesi korku sardı. Haberciler aracılığıyla birçok harikalar ve mucizeler yapılıyordu. İnananların tümü bir aradaydı, her şeylerini ortaklaşa kullanıyorlardı. Topraklarını, mallarını satarak, parayı herkese gereksinmesi oranında dağıtıyorlardı. Günden güne hep birlikte tapınak toplantısında sürekli bağlılık gösteriyor, evlerinde ekmek bölüyor, sevinçle ve temiz yürekle yemek yiyor, Tanrı'ya övgü sunuyor, bütün halkın gözünde beğeni kazanıyorlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları onlara katıyordu.