1.SAMUEL 14:1-23 - Compare All Versions

1.SAMUEL 14:1-23 TCL02 (Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001, 2008)

Bir gün Saul oğlu Yonatan, silahını taşıyan genç hizmetkârına, “Gel, karşı taraftaki Filist ordugahına geçelim” dedi. Ama bunu babasına haber vermedi. Saul, Giva Kenti yakınındaki Migron'da bir nar ağacının altında oturmaktaydı. Yanında altı yüz kadar asker vardı. Efod giymiş olan Ahiya da aralarındaydı. Ahiya Şilo'da RAB'bin kâhini olan Eli oğlu Pinehas oğlu İkavot'un erkek kardeşi Ahituv'un oğluydu. Halk Yonatan'ın gittiğini farketmemişti. Yonatan'ın Filist ordugahına ulaşmak için geçmeyi tasarladığı geçidin her iki yanında iki sivri kaya vardı; birine Boses, öbürüne Sene denirdi. Kayalardan biri kuzeyde Mikmas'a, öbürü güneyde Giva'ya bakardı. Yonatan silahını taşıyan genç hizmetkârına, “Gel, şu sünnetsizlerin ordugahına gidelim” dedi, “Belki RAB bizim için bir şeyler yapar. Çünkü gerek çoklukta, gerekse azlıkta RAB'bin zafere ulaştırmasına engel yoktur.” Silahını taşıyan genç, “Ne düşünüyorsan öyle yap” diye yanıtladı, “Haydi yürü! Düşündüğün her şeyde seninleyim.” Yonatan, “Bu adamlara gidelim, bizi görsünler” dedi, “Eğer bize, ‘Yanınıza gelene dek bekleyin’ derlerse, olduğumuz yerde kalırız, gitmeyiz. Ama, ‘Yanımıza gelin’ derlerse, gideriz. Çünkü bu, RAB'bin Filistliler'i elimize teslim ettiğine ilişkin bir belirti olacak bizim için.” Böylece ikisi de Filistliler'in askerlerine göründüler. Filistliler, “Bakın! İbraniler gizlendikleri çukurlardan çıkmaya başlıyor!” dediler. Sonra Yonatan'la silahını taşıyan gence, “Buraya, yanımıza gelin, size bir şey söyleyeceğiz” diye seslendiler. Bunun üzerine Yonatan silahını taşıyana, “Ardımdan gel” dedi, “RAB onları İsrailliler'in eline teslim etti.” Yonatan elleriyle ayaklarını kullanarak yukarıya tırmandı; silahını taşıyan genç de onu izledi. Yonatan Filistliler'i yenilgiye uğrattı. Silahını taşıyan genç de onu izliyor ve Filistliler'i öldürüyordu. Yonatan'la silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler. Ordugahta ve kırsal alanda bütün Filist halkı arasında dehşet hüküm sürüyordu. Askerlerle akıncılar bile titriyordu. Derken yer sarsıldı; sanki Tanrı'dan gelen bir titremeydi bu. Benyamin topraklarındaki Giva Kenti'nde Saul'un nöbetçileri büyük bir kalabalığın oraya buraya dağıldığını gördüler. Bunun üzerine Saul yanındaki adamlara, “Yoklama yapın da aramızdan kimin ayrıldığını görün” dedi. Yoklama yapılınca Yonatan'la silahını taşıyan gencin orada olmadığını anladılar. Saul Ahiya'ya, “Tanrı'nın Sandığı'nı getir” dedi. O sırada Tanrı'nın Sandığı İsrail halkındaydı. Saul kâhinle konuşurken, Filistliler'in ordugahındaki kargaşa da giderek artmaktaydı. Bunun üzerine Saul kâhine, “Elini çek” dedi. Saul'la yanındaki askerlerin tümü toplanıp savaş alanına gittiler. Orada büyük bir kargaşa vardı. Herkes birbirine kılıç çekiyordu. Daha önce Filistliler'in yanında yer alıp onların ordugahına katılan İbraniler bile saf değiştirerek Saul'la Yonatan'ın yanındaki İsrail birliklerine katıldılar. Efrayim dağlık bölgesinde gizlenen İsrailliler de Filistliler'in kaçtığını duyunca onları savaş alanında kovalamaya başladılar. Böylece RAB İsrail'i o gün zafere ulaştırdı. Savaş Beytaven'in ötesine dek yayıldı.

1.SAMUEL 14:1-23 KMEYA (Turkish Bible Old Translation 1941)

V E vaki oldu ki, bir gün Saulun oğlu Yonatan silâhtarı olan uşağa dedi: Gel, ve karşı tarafta olan Filistîlerin askerine gidelim. Fakat babasına bildirmedi. Ve Saul Gibea kenarında Migrondaki nar ağacının altında oturuyordu; ve yanında olan kavm altı yüz kişi kadardı; ve Şiloda RABBİN kâhini, Elinin oğlu, Finehasın oğlu, İkabodun kardeşi, Ahitubun oğlu Ahiya efod giyinmişti. Ve kavm Yonatanın gittiğini bilmiyordu. Ve Filistîlerin askerine gitmek için Yonatanın çalıştığı geçitler arasında, bir tarafta sivri bir kaya ve obir tarafta sivri bir kaya vardı; ve birinin adı Botsets, ve obirinin adı Sene idi. Kayalardan biri şimal tarafından Mikmaşın önünde, ve obir kaya cenup tarafından Gebanın önünde dikiliyordu. Ve Yonatan silâhtarı olan uşağa dedi: Gel, bu sünnetsizlerin askerine gidelim; belki RAB bizim için bir iş yapar; çünkü çoklukla da azlıkla da kurtarmak için RABBE engel yoktur. Ve silâhtarı ona dedi: Yüreğinde olan her şeyi yap; yürü, işte, senin yüreğine göre ben seninle beraberim. Ve Yonatan dedi: İşte, biz bu adamlara gidelim, ve onlara görünelim. Eğer bize: Sizin yanınıza biz gelinciye kadar durun, derlerse o zaman yerimizde dururuz, ve yanlarına çıkmayız. Fakat: Yanımıza çıkın, derlerse, o zaman çıkarız; çünkü RAB onları bizim elimize vermiştir; ve bizim için alâmet bu olacaktır. Ve ikisi de Filistîlerin askerine göründüler; ve Filistîler dediler: İşte, İbranîler gizlendikleri deliklerden çıkıyorlar. Ve askerler Yonatana ve silâhtarına cevap verip dediler: Yanımıza çıkın da size anlatacak şeyimiz var. Ve Yonatan silâhtarına dedi: Ardımca çık; çünkü RAB onları İsrailin eline verdi. Ve ardında silâhtarı olarak Yonatan elleri ve ayakları ile yukarı tırmandı; ve Yonatanın önünde düştüler; ve onun ardı sıra silâhtarı onları öldürdü. Ve yarım dönüm kadar bir yerde Yonatanla silâhtarının yaptığı ilk kırgın yirmi kişi kadardı. Ve ordugâhta, kırda ve bütün kavm arasında titreme oldu; asker ve akıncılar da titrediler; ve yer sarsıldı; ve çok büyük titreme oldu. Ve Saulun Benyamin Gibeasındaki nöbetçileri baktılar; ve işte, kalabalık dağılıyor, ve oraya buraya gidiyorlardı. Ve Saul yanında olan kavma dedi: Şimdi sayın, bakın bizden kim gitti. Ve saydıkları zaman, işte, Yonatanla silâhtarı yoktu. Ve Saul Ahiyaya: Allahın sandığını getir, dedi. Çünkü o günlerde Allahın sandığı orada İsrail oğullarının yanında idi. Ve vaki oldu ki, Saul kâhine söylerken Filistîlerin ordugâhındaki gürültü gittikçe çoğalıyordu, ve Saul kâhine: Elini çek, dedi. Ve Saulla kendi yanında olan bütün kavm toplanıp cenge girdiler; ve işte, Filistîlerde herkesin kılıcı arkadaşına karşı idi, ve çok büyük şaşkınlık vardı. Ve önceden Filistîlerle olan İbranîler onlarla beraber etraftan ordugâha çıkmışlardı; bunlar da Saulla Yonatanın yanında olan İsrailîlerle birleştiler. Ve Efraim dağlığında gizlenmiş olan bütün İsrailîler Filistîlerin kaçtığını işitince, onlar da artlarına yapışıp cenge giriştiler. Böylece RAB o gün İsraili kurtardı; ve cenk Beyt-avenden öte geçti.

1.SAMUEL 14:1-23 KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)

Bir gün Saul oğlu Yonatan, silahını taşıyan genç hizmetkârına, “Gel, karşı taraftaki Filist ordugahına geçelim” dedi. Ama bunu babasına haber vermedi. Saul, Giva Kenti yakınındaki Migron'da bir nar ağacının altında oturmaktaydı. Yanında altı yüz kadar asker vardı. Efod giymiş olan Ahiya da aralarındaydı. Ahiya Şilo'da RAB'bin kâhini olan Eli oğlu Pinehas oğlu İkavot'un erkek kardeşi Ahituv'un oğluydu. Halk Yonatan'ın gittiğini farketmemişti. Yonatan'ın Filist ordugahına ulaşmak için geçmeyi tasarladığı geçidin her iki yanında iki sivri kaya vardı; birine Boses, öbürüne Sene denirdi. Kayalardan biri kuzeyde Mikmas'a, öbürü güneyde Giva'ya bakardı. Yonatan silahını taşıyan genç hizmetkârına, “Gel, şu sünnetsizlerin ordugahına gidelim” dedi, “Belki RAB bizim için bir şeyler yapar. Çünkü gerek çoklukta, gerekse azlıkta RAB'bin zafere ulaştırmasına engel yoktur.” Silahını taşıyan genç, “Ne düşünüyorsan öyle yap” diye yanıtladı, “Haydi yürü! Düşündüğün her şeyde seninleyim.” Yonatan, “Bu adamlara gidelim, bizi görsünler” dedi, “Eğer bize, ‘Yanınıza gelene dek bekleyin’ derlerse, olduğumuz yerde kalırız, gitmeyiz. Ama, ‘Yanımıza gelin’ derlerse, gideriz. Çünkü bu, RAB'bin Filistliler'i elimize teslim ettiğine ilişkin bir belirti olacak bizim için.” Böylece ikisi de Filistliler'in askerlerine göründüler. Filistliler, “Bakın! İbraniler gizlendikleri çukurlardan çıkmaya başlıyor!” dediler. Sonra Yonatan'la silahını taşıyan gence, “Buraya, yanımıza gelin, size bir şey söyleyeceğiz” diye seslendiler. Bunun üzerine Yonatan silahını taşıyana, “Ardımdan gel” dedi, “RAB onları İsrailliler'in eline teslim etti.” Yonatan elleriyle ayaklarını kullanarak yukarıya tırmandı; silahını taşıyan genç de onu izledi. Yonatan Filistliler'i yenilgiye uğrattı. Silahını taşıyan genç de onu izliyor ve Filistliler'i öldürüyordu. Yonatan'la silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler. Ordugahta ve kırsal alanda bütün Filist halkı arasında dehşet hüküm sürüyordu. Askerlerle akıncılar bile titriyordu. Derken yer sarsıldı; sanki Tanrı'dan gelen bir titremeydi bu. Benyamin topraklarındaki Giva Kenti'nde Saul'un nöbetçileri büyük bir kalabalığın oraya buraya dağıldığını gördüler. Bunun üzerine Saul yanındaki adamlara, “Yoklama yapın da aramızdan kimin ayrıldığını görün” dedi. Yoklama yapılınca Yonatan'la silahını taşıyan gencin orada olmadığını anladılar. Saul Ahiya'ya, “Tanrı'nın Sandığı'nı getir” dedi. O sırada Tanrı'nın Sandığı İsrail halkındaydı. Saul kâhinle konuşurken, Filistliler'in ordugahındaki kargaşa da giderek artmaktaydı. Bunun üzerine Saul kâhine, “Elini çek” dedi. Saul'la yanındaki askerlerin tümü toplanıp savaş alanına gittiler. Orada büyük bir kargaşa vardı. Herkes birbirine kılıç çekiyordu. Daha önce Filistliler'in yanında yer alıp onların ordugahına katılan İbraniler bile saf değiştirerek Saul'la Yonatan'ın yanındaki İsrail birliklerine katıldılar. Efrayim dağlık bölgesinde gizlenen İsrailliler de Filistliler'in kaçtığını duyunca onları savaş alanında kovalamaya başladılar. Böylece RAB İsrail'i o gün zafere ulaştırdı. Savaş Beytaven'in ötesine dek yayıldı.