MATTA 26:2-35
MATTA 26:2-35 KKDEU
“İki gün sonra Fısıh Bayramı olduğunu biliyorsunuz” dedi, “İnsanoğlu çarmıha gerilmek için ele verilecektir.” Bu sırada başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, adı Kayafa olan başkâhinin sarayında bir araya geldiler. İsa'yı yakalayıp öldürmek için düzen kurdular. “Ama bu iş bayramda olmasın ki, halk arasında kargaşalığa yol açmasın” diyorlardı. İsa Beytanya'da cüzamlı Simun'un evindeydi. Bir kadın, kaymaktaşı bir kapta çok değerli Hint sümbülü kokusu getirdi. İsa sofrada otururken yaklaşıp kokuyu O'nun başına döktü. Olaya tanık olan öğrenciler öfkeye kapılıp, “Neden boşa harcıyorsun?” dediler, “Çünkü bu çok pahalıya satılabilir, parası da yoksullara verilebilirdi.” İsa ne düşündüklerini bilerek onlara, “Niçin kadını tedirgin ediyorsunuz?” dedi, “O benim için yararlı bir şey yaptı. Yoksullar her zaman aranızda olacaktır, ama beni her zaman aranızda bulamayacaksınız. Kadın bu sümbül kokusunu bedenime dökmekle, beni gömülmeye hazırladı. Doğrusu size derim ki, bu Sevindirici Haber dünyanın neresinde yayılırsa kadının yaptığı iş de anılacaktır.” Bunun üzerine, Onikiler'den biri olan Yahuda İşkariyot adlı adam başkâhinlerin yanına gitti. “O'nu elinize teslim edersem bana ne vereceksiniz?” diye sordu. Onlar da kendisine otuz gümüş verdiler. O andan sonra Yahuda İsa'yı ele vermek için uygun ortamı kollamaya başladı. Mayasız Ekmek Bayramı'nın ilk günü öğrenciler İsa'ya yaklaşıp sordular: “Fısıh yemeğini yemek için nerede hazırlık yapmamızı istiyorsun?” O da, “Kentte o kişinin yanına varın” dedi, “Kendisine, ‘Öğretmen, zamanım geldi, Fısıh yemeğini öğrencilerimle birlikte evinde kutlayacağım diyor’ deyin.” Öğrenciler İsa'nın verdiği buyruğu tam olarak yerine getirip Fısıh yemeğini hazırladılar. Akşam olunca, İsa Onikiler'le birlikte sofraya oturdu. Hep bir arada yemek yerlerken, “Doğrusu size derim ki, içinizden biri beni ele verecek” dedi. Derin üzüntüyle her biri O'na sormaya başladı: “Yoksa ben miyim, ya Rab?” İsa, “Beni ele verecek olan, elindeki ekmeği benimle birlikte sahana banandır” diyerek yanıtladı, “İnsanoğlu ölüme gidiyor; tıpkı kendisine ilişkin yazılmış olduğu gibi. Ama İnsanoğlu'nu ele verenin vay başına! O kişi hiç doğmasaydı kendisi için daha iyi olurdu.” İsa'yı ele veren Yahuda atıldı: “Rabbi, yoksa o kişi ben miyim?” İsa onu yanıtladı: “Dediğin gibidir.” Onlar yemek yerken İsa ekmeği alıp kutsadı. Sonra bölüp öğrencilere verdi. “Alın ve yiyin, bedenimdir bu” dedi. Ardından bir kâse aldı, teşekkür sunduktan sonra onlara verdi. “Bundan hepiniz için” dedi, “Çünkü bu birçoklarını kapsayan –günahların bağışlanması için akıtılan– ‘antlaşma kanımdır.’ İşte size diyorum: Bundan böyle Babam'ın hükümranlığında sizlerle birlikte tazesinden içeceğim güne dek bağın bu ürününden içmeyeceğim.” Bir ilahi söyledikten sonra Zeytinlik Dağı'na çıktılar. Sonra İsa onlara, “Bu gece hepiniz bana bağlılığınız yüzünden çelişkiye düşeceksiniz” dedi, “Çünkü şöyle yazılıdır: “ ‘Çoban'ı vuracağım, Sürüdeki koyunlar darmadağın olacak.’ “Ama ben ölümden dirildikten sonra sizlerden önce Galile'de olacağım.” Petrus O'nu yanıtladı: “Hepsi sana bağlılıkları yüzünden çelişkiye düşse bile, ben hiçbir zaman çelişkiye düşmeyeceğim.” İsa ona, “Doğrusu sana derim ki” dedi, “Bu gece horoz ötmeden önce, beni üç kez yadsıyacaksın.” Petrus, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni hiçbir zaman yadsımayacağım” diye karşılık verdi. Öbür öğrenciler de aynı şekilde konuştular.

